Interrail Macerasi 1. Bolum (Yarim Kalan)

By | 06 Temmuz 2013

Evet interrail maceramız yarım kaldı ama genel olarak ele alırsam gezdiğimiz yerler gerçek çok güzeldi. Öncelikle konuya şurdan girmek istiyorum Youtube veya başka bir yol blog yazısıdır vs. gibi şeylerde okuyup izlediğimiz şeylerin 100% gerçek olmadığına şahit olduk. O videolarda gülücük atarak sürekli eğlenen gençlikten olamadık malesef biz. Çünkü paramız çok kısıtlıydı ve neredeyse 50 Centin bile hesabını yapıyorduk. Her seferinde hatıra için para ayıralım dememize rağmen yeri geldiğinde o ayırdığımız 50 Centi bile harcayacak kadar düşkündük yani. Videolarda sürekli keyifli bir şekilde eğlenen gezen tayfalar izledik biz tabii ki böyle olmayacağını tahmin ediyorduk çünkü biz rahat meraklısı olmaktansa Backpacker olmayı tercih etmiştik bile. Backpacker nedir diye sorarsanız bütün evini sırtına aldığı bir tane çantanın içinde taşıyan insandır. Erken dönmemin sebebi son yazıda bulunacaktır.

1. Durak Roma

Roma

Roma

Yaklaşık 4,5 saatlik Ankara-İstanbul arası Ulusoy turizm ile yolculuğumuzdan sonra İstanbul’a ayak bastık. Sabah orada olmamız nedeniyle ulusoy’un kendi terminalı boştu ve bir ricamızla sağolsunlar bizi Sabiha Gökçen Havaalanına servis aracıyla bıraktılar. Bıraktılar ancak saat daha sabahın 6 sıydı ve doğru düzgün kimse yoktu bizim uçağımız ise saat 12:15′te kalkması gerekiyordu. Saatlerce terminalin içinde dört dolanmamızdan sonra sonunda vakit gelmiş çatmış ve uçağımızın geleceği kapımıza erişmiştik.

#### Uçakla Yurtdışına Çıkmamışlar veya Benim Gibi Hiç Uçağa Binmemişler Bu Alanı Okuyabilirler ####

Öncelikle bileti aldığınız firmanın bankoları bulunuyor S.Gökçen (SAW diye kısaltıyor yabancılar bende böyle kullanacağım) havaalanı 2. katında oluyor genelde. Öncelikle buraya gidip elinizdeki a4 kağıdını verip çantanızı tarttırıyorsunuz herhangi bir aşım yoksa size hemen yan tarafta bulunan büyük demir bir sepete çantanızı koymanızı istiyor siz bırakıp saati bekliyorsunuz. Yurtdışına çıkacağınız için biletinizle birlikte birde Yurtdışı çıkış damga pulu almanız gerekiyor hemen aynı katta Information’un hemen yanında  5 TL  karşılığında satılıyor oradan pulunuzu alıyorsunuz ve daha sonra yaklaşık 45 dk kala içeri girebilirsiniz. (Tabii Free Shoplardan birşey almayacaksanız) Pasaport ve bilet kontrolünden sonra tekrar bir XRay karşılıyor sizi bu cihazdan geçtikten sonra direk kapınıza gidebilirsiniz. Kapılar açıldığı zaman direk uçağa binebilirsiniz görevli personeller yardımcı oluyor zaten.

#######################################

 

Pegasus Airline ile uçacağımız için ikinci sınıf müşteri muamelesi gördük resmen ve kapımız değişti daha sonra tamı tamına 2 saat 30 dk rötar yaptı uçak ve sonunda o ufacık uçağa eriştik hemen oturduk ve uçuş kısa sürdü ve 1:45 gibi bir sürede Roma’ya vardık.

#### Bu Alanda Acemiler İçin ####

Roma polisi tarafından da pasaport kontrolünden geçiyorsunuz ve bundan sonra bagaj bantlarına yönlendiriliyorsunuz ve bantlara bagajlarınız fırlatılıyor alıp gidiyorsunuz hiçbir güvenlik yok yani

#######################################

Collesium

Collesium

İner inmez hemen Roma’nın şehir haritasını aldık ve o yorgunluğun üzerine şehrin merkezine gitme kararı aldık. Havaalanı Roma’nın baya bir dışarısında 4 € karşılığında otobüs kalkıyor eğer gidiş dönüş alırsanız 6 € gibi bir fiyata akşam otobüsüyle geri de dönebiliyorsunuz. Yaklaşık 45 dk kadar bir yoldan sonra roma’nın merkezine Termini ye bırakıldık. Yol bilmez iz bilmez sırtında daha önce hiç bu kadar uzun süre 14 Kg taşımamış bir insan olarak hemen yığılıp Termini’nin içinden aldığımız konservelere yumulduk. Ardından hava sıcak olmasına rağmen hafif etkisini yitirmeye başladığında ise bu kadar yol gelmemizin bizi yorduğuna kanaat getirip hostel arayışına çıktık bedava Wi-Fi bulamadığımızdan hostels.com yada hostelworld.com gibi bir siteye erişim sağlayamadık en iyisi kendimiz gezdik. (Hostels.com ve HostelWorld.com Interrailcıların canıdır canı buradan gerçekten reel ve ucuz hosteller bulabilirsiniz.) Bize çekilen en düşük fiyatın 50 € olması üzerine ben o parayı vermeyeceğim için bir büfenin önünde mola verdik bu sırada hemen büfenin sahibine sorduk ucuz hostel arıyoruz gibilerinden. Bangladeşli kardeşimiz yine bir nereli olduğu belli olmayan bir kardeşini tavsiye etti bizi ve dökük bir odaya 25 € vermeye ikna olduk ve pislik içinde 25 € ya 4 kişilik dormetory odaya yerleştik. (4 kişilik dormetory olurmu demeyin zaten iki kişi odaya girince maksimum 2 adım atılabiliyor aynı anda zaten adım atamıyorsunuz o derece küçük bir yerdi) Sağolsun arap kardeşimiz Türkiye’mizde şuan hala faal olan Gezi Parkı eylemlerini duymuş ve sürekli laf sokup duruyordu ve bende tipimle rahatsızlığımı belli ederek sık sık lafını keserek o gerizekalıya odanın anahtarını aldık ve hemen odaya yerleşerek wi-fi ile Pisa ve Firenze için plan yapmaya koyulduk. Hala sinirliyim o salak adama :D (Kendisi ne olduğu belli değil ama sadece İtalyan olmadığını söylüyor ama “Yok biz kendi vatandaşımıza eziyet etmeyiz” “Yok biz kendi sokaklarımızı yakıp yıkmayız” “Yok burada çocuklarımız için emeklilik maaşını doğar doğmaz ödüyoruz her ay Türkiye’de sürünüyorsunuz siz”) SALAK!

Ertesi gün sakince kalktık ve o arkadaşla muhatap olmamak için sabahın köründe toparlanıp düştük yollara elimizdeki harita ve enerjimizin yettiğince şehiri gezdik ve Collesium civarlarında muhteşem parkımızı bulduk. Adres filan bilmiyoruz ama Collesium’da bizim İstanbul Üniversitesinin O Kale Kapısı gibi kapısına benzer bir kapı var (Adres tarifine bakarmısın cahillikte son nokta :D ) ordan dümdüz aşağıya gittiğinizde bir park çıkıyor karşınıza sağı solu heryeri yollarla kapalı insanlar orada bisikliklet yürüyüş koşu ve spor aletleriyle spor yapıyor 7/24 kesin görürsünüz buranın solunda aşağıya doğru kıvrıldığınızda 3 yol çıkıyor karşınıza burada 3 yolun kapalı kısmında polisi gördüyseniz arkadasındaki park muhteşem hemen yanında büyük büyük villalar var 2 tane ben şato diyorum çünkü kocaman birisinin içinden saat gece 1 gibi filan aşçı çıkar çöpe artık atar gece belli olmayan bi saatte ise şoför gelir içerden insanları filan alır neden bu park bu parkta kimse kalmıyor yani evsil kalmıyor polis var kapınızda saat akşam 7 ye kadar ve en önemlisi içilebilir tulumba var (Su hayratı) biz bu tulumbada el yüz ayak ve hatta kafa bile yıkayacaktık :) hemen tepesine doğru zaten ufacık görürsünüz tepesine doğru yıkık çoook eski bir havuz var ve o havuzun tepesi dümdüz güzel yeşillik sadece tek eksisi sabah 6 da otomatik olarak şatonun bahçıvanı sulama çalıştırıyor ıslanabilirsiniz kıyıya yatın azcık bişey olmaz :) gece gün batımıda gerçekten muhteşem görünüyor buradan. Tam 3 gece kaldık burada ve artık Roma’yıda tamamen gezmiş olduk yaptığımız hatalar arasında Pizza + Kola 6€ fiyatına inanmaktı ana caddelerde Ekmeğin üzerine salça sürüp kaşar rendeleyip getiriyorlar (Küçümseme maksatlı değil gerçekten böyle) bizim o açlığımıza hiçbirşey dememesine rağmen sofradan doyduk diyerek kalkmak zorunda kaldık. Tabakta kalan sonra margarin damlalarınıda dil yardımıyla yaladım ve kalktık hemen Termini merkeze dönerek Viyana’ya rezervasyon yaptırdık. Neden Viyana Pisa ve Firenze’ye noldu derseniz dönüşte sözde trenle döncektik ya yunanistana geçmeden tekrar mecbur İtalya’ya gireceğimizden aradan çıkartıcaktık sözde. Viyana’ya 13 saatlik bir tren yolculuğu için rezervasyon yaptırdık ve 9 € Supplement bedeli ödedik. Oturarak yolculuk fiyatıdır bu yatmak isterseniz 30 € istiyorlar haberiniz olsun. Euronight treni bu. Bu şekilde Roma defterini kapatmış olduk…

Roma’da 4 günümüz genel hat olarak böyle geçti…

Bir Cevap Yazın